İŞBİRLİKLERİ İÇİN İletİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ
0544 768 5708

Hattuşaş Antik Kenti

by Arkerobox Arkeoloji Setleri
Hattuşaş Antik Kenti
‘’Ve ben Hattuşa’yı fırtınalı bir gecede aldım, ne var ki burada elime geçen bir şey olmadı. Kenti yaktıktan sonra, yabani otlar ektirdim. Benden sonra Kral olacaklardan her kim, Hattuşa’yı yeniden canlandırırsa, göklerin fırtına Tanrısı onun belasını versin. ‘’ Hatti Kralı Anitta’nın bu bedduasına rağmen, bir başka hükümdar Hattuşa’yı boğazkale’de ki tepenin üzerine tekrar kurdu. Böylece kendilerine bin tanrılı halk diyen hititler, tarih sahnesindeki yerini almış oldu. Arkeoloji dünyasının ilgisini çekmesi ise 1834 yılında Fransız Kaşif Charles Texier sayesinde oldu. O zamanlar yer yüzünde görülen yapılar ve yazılı kayada ki kabartmalar büyük bir ilgi uyandırdı. Yeni dönem kazıları ile ortaya çıkan bulgular, hakimiyet alanını Anadolu’dan Ortadoğu’ya kadar genişletmiş olan Hititlere dair taze bilgiler sunuyor.

Hititler, genel olarak özellikle Mısır ve Suriye’de Mezapotamya’da ki bulguların keşfi ile yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Sonuç itibariyle 1906’da yapılan kazı yapılana kadar burasının hangi kente ait olduğu tartışılıyordu.

 

Hattuşayı kuranlar Hititlerdir. Hititliler, bugüne kadar bilinen ilk Hint - Avrupalı toplumdur. Anadolu’da ilk siyasi otoriteyi getiren yani devletleşme kültürünü Anadoluya getiren topluluktur. Anadolu’ya göç ettiğinde Hattu uygarlığı ile kaynaşan Hititler, dönemin en büyük siyasi gücü haline geldi. 


Hattuşa kazı ekibi, Hititlilerin günümüze bıraktığı izleri sürmek adına günümüzde de yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Kazılar, Türkiye ve Almanya’dan katılan arkeologların katılımı ile yürütülüyor. Geniş bir alana yayılmış olan Hattuşa’da ki ilk profesyonel kazı 1907 yılında yapılmıştır. 1907 yılında, Alman Arkeoloji Enstitüsü olarak ilk arkeolog ekip buraya gelmiştir. İlk olarak şehir ve çevre planlaması yapılara büyü yapılar açığa çıkarılmıştır. Daha önce de farklı gruplarda Hattuşa’da kazı faaliyetinde bulunmuştur. Çalışmalar 1931 yılından bu yana kesintisiz olarak devam etmektedir fakat son dönem kazılarda bulunan bulgular, bölge tarihi açısından son derece önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Birinci Dünya savaşından önce 1912 yılına kadar çalışıldı ve sonra 1931 yılına kadar uzun bir ara verildi. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün İstanbul’da kurulması sonrasında tekrardan günümüze kadar yürülmektedir. Her sene yeni bulgulara ve yeni sonuçlara ulaşılan kazı çalışmaları merak uyandırmaya devam ettirmektedir. 

 

Bölgede ki buluntular arasında en yoğun bilgiyi bize tabletler veriyor, Hattuşa’da diplomatik ve kültürel hayatın yansıması günümüze çivi yazılı tabletlerle ulaşıyor. Bu tabletler farklı bir bilimsel çalışma yönteminin de önünü açmıştır. Hitit uygarlığı, bu tabletler ile binlerce yıl önce elde ettiği güç ile bugünün insanına sesleniyor. 


Hattuşa kazı çalışmalarında temsili eser olarak gösterilen Sfeksli Kapı, Alaca Höyük kazılarında bulunmuştur. Hitit Çekirdek bölgesi diye adlandırılan yerde bulunan bu kapının dışa bakan yüzü kabartmalı şekilde süslenmiştir ve bu kapı Hitit İmparatorluk Çağı kapısıdır. Bu özelliği ile Hattuşa’da bulunan Aslanlı Kapı ve Kral Kapı’dan farklıdır.



by Arkerobox Arkeoloji Setleri